Üvey kardeş Jay, River Lynn’in zor durumunu görünce adeta içindeki hayvanı saldı. Odaya girer girmez gözleri hemen folloşun kıvrımlarına takıldı; River’ın amcığı hafif ıslanmış, bekleyen o deli köklemeye hazırdı. Jay durmadı, ellerini usulca ama sertçe River’ın belinden tutup sıkarak onu kendine doğru çekti. Ağızları birbirine yapıştı, diller birbirini hırpaladı; aralarındaki gerilim sanki patlayacak gibiydi.
Jay diz çöküp River’ın açık amcığını dudağına aldı. Dilini derinlere sokarken, folloşun içi yavaş yavaş gevşemeye başladı. River inliyordu, nefesleri düzensiz ve keskin, sanki Jay’in o sert sakso hareketlerinden kaçamıyordu. Jay parmaklarını hızla ayırdığı bacaklarının arasına geçirdi, ıslaklığı hissedince daha da heveslendi, parmağını azıcık sokup folloşa bastırırken River kendini bıraktı. Kendisinden geçtiği anlarda Jay’in yarak kasları gerildi; artık dayanamazdı.
Hızlıca ayağa kalktı ve River’ı masanın üzerine yatırdı. O kuyruk sokumu açıkta kalmışken Jay sertçe içinde kaymaya başladı; her bir girişte hem kendi hem de onun amını paramparça ediyordu. Folloş sanki yakılmış gibi kızardı, ama acıyla karışık bir zevk vardı gözlerinde. “Daha hızlı,” diye inledi River, sese karışan nefesiyle Jay’i kamçıladı.
Her sikleşte gövdesi masaya vura vura yukarı aşağı inip kalkıyordu; Jay ise öyle bir dayadı ki arada bırakıp aman vermedi. Amcığını dibine kadar sapladıktan sonra kaba ve acımasız biçimde folloşa yüklenmeye devam etti; sessizliği sadece onların iniltileri bozuyordu. Sonunda terler içerisinde kalan ikili zirveye çıktı; Jay içindekini boşalttığında River’ın sıcak amcığı dalgalar halinde kasılıp akıyordu.
O anlarda aralarındaki bağdan başka hiçbir şey önemli değildi; kan ter ve şehvetle karışık bu yasak sikişte herkes kendinden geçtiği anda tam anlamıyla teslim olmuşlardı.